Serap's profilefiruze'nin space'i...BlogListsGuestbook Tools Help

Blog


    9/25/2008

    Nostalji...

     
     
      

     

    yesterday

    yesterday, all my troubles seemed so far away
    dün, sorunlarım çok uzak görünüyordu

    now it look as though they're here to stay
    şimdi kalmak için buradalarmış gibi görünüyor

    oh, ı believe in yesterday
    düne inanıyorum

    suddenly, ı'm not half the man ı used to be
    birdenbire, eskiden olduğum kişinin yarısı bile değilim

    there's a shadow hanging over me
    üzerimde asılı kalan bir gölge var

    oh, yesterday came suddenly
    dün aniden geldi

    why she had to go ı don't know, she wouldn't say
    neden gitmek zorundaydı bilmiyorum, söylemedi

    ı said something wrong, now ı long for yesterday
    yanlış bir şey söyledim, şimdi dünü iple çekiyorum

    yesterday, love was such an easy game to play
    dün, aşk oynaması çok kolay bir oyundu

    now ı need a place to hide away
    şimdi saklanacak bir yere ihtiyacım var

    oh, ı believe in yesterday
    düne inanıyorum

    why she had to go ı don't know, she wouldn't say
    neden gitmek zorundaydı bilmiyorum, söylemedi

    ı said something wrong, now ı long for yesterday
    yanlış bir şey söyledim, şimdi dünü iple çekiyorum

    yesterday, love was such an easy game to play
    dün, aşk oynaması çok kolay bir oyundu

    now ı need a place to hide away
    şimdi saklanacak bir yere ihtiyacım var

    oh, ı believe in yesterday
    düne inanıyorum

     

    9/22/2008

    22 Eylul...

     

     

     
    sarkida dedigi gibi...
    "aksam oldu, hüzünlendim ben yine..."
     
    yillar cok cabuk geciyor ve ben hayatin hizina yetisemez oldum artik sanirim...
    itiraf etmek gerekirse yaslaniyorum...
    ne de olsa koskoca 30 yili devirdik su fani dünyada...
     

    Daha vakit var diye
    yazmadığımız
    şiirlerdi
    kaldılar ...
    Yüzümüzden gelip geçti,
    ilk gençliğin fener alayları,
    yeni yetme arkadaş çetesi dağıldı artık,
    büyümenin konaklama yerlerinde,
    nice ihanete uğradık,
    Ayrıldı yollar ...
    Ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki,
    dört yöne dağıldılar...



    Daha vakit var diye,
    dönüp de bir gün
    kaldığımız yerden, hepsini birden
    yaşarız sandık.
    Oysa emanetmiş bizim sandıklarımız
    içlerinde kilitli kalmış onca şeyle
    günü geldi,
    aldılar...



    Nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı,
    Sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız.
    yerini ve anlamını bulmayı beklerken,
    çürüdü gitti içimizde.
    saklı duygularımız.
    Şimdi yabancı bakışlara bir şey söylemeyen,
    karalama defterleri, bulanık anılar
    rüzgara, ateşe, suya yazılmış
    gençliğin solgun güncesi.
    Biz ne zaman büyüdük,
    onlar ne zaman yetim kaldılar ?
    Tutulan güneşlerin altında,
    yollar geçildi.
    Dönüş yok artık o duyarlığa
    yaşarken ve yazarken
    yarım kalmış şiirler,
    yarım kaldılar...

     

    Murathan Mungan - 30 Yas Siiri

     

     

     

     
    9/21/2008

    Sevgi

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    9/8/2008

    Olgunlaşmak

     

     

     

     
     
     
    Artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.

    İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun. Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "Ben demiştim", "ben bilirim", "ben zaten anlamıştım" sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor.

    Kötü gün dostlarını belirtiyor ve onlara daha çok önem veriyorsun.

    İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Boş geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim.

    Gerektiğinde "Hayır" demeyi öğrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor.

    Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar.

    Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.

    Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına, popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim . Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı.

    Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendim de yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.

    Sonra Sezen'in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun. İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu. Kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok işe yarıyor.
     
     
    Can Dündar